Home » Basında biz » Başbakan’ın mesajı yeni bir başlangıç

Başbakan’ın mesajı yeni bir başlangıç

Türk Ermeni İş Geliştirme Konseyi’nden Noyan Soyak, Başbakan Erdoğan’ın Ermeni mesajını bir ‘Merhaba’ olarak niteliyor. ‘Başsağlığı bir Anadolu kültürüdür. Acınızı paylaşıyorum demek Anadolulu için soykırım kelimesinden daha önemli’ diyen Soyak, ‘Böyle bir dönem hiç olmamıştı ve ilk defa olan bir şey. Ben bunu bir son olarak görmüyorum. Bence bu bir merhaba. Bir başlangıç.’ dedi.

Noyan Soyak Y.Safak

Türkiye’deki Ermeni toplumu taziye mesajına nasıl tepki verdi?

Çok büyük bir çoğunluğu olumlu karşıladı. Geç kalındı diyen küçük bir bölüm de var.

Açıklama sizde nasıl yankı buldu?

Her şey adım adım olmalı. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin herhangi bir başbakanı sabah kalkıp ‘Bu soykırımdı çok özür dileriz’ derse çözülmüş olmayacak. Böyle bir beklentisi olan da boşa bekler bence. Ama böyle bir dönem hiç olmamıştı ve ilk defa olan bir şey. Ben bunu bir son olarak görmüyorum. Bence bu bir merhaba. Bir başlangıç. Bence Başbakan ve Dışişleri Bakanımız da bunu bir başlangıç olarak görüyorlar.

 

‘Soykırım’ kelimesinin sizin için önemi nedir?

Yaşanan olaylar belli, belli olaylar olmuş. Bu olayı salt bir kelimeye bağlamak bana bunu önemini, anlamını azaltmak gibi geliyor. Efendim ‘Obama büyük felaket derse kötü, soykırım derse iyi’. Bir sabah uyanalım Amerika kongresinde soykırım tanındı, bizim için ne değişecek? Türkiye Ermenistan ilişkilerinde ne değişecek, bizim için ne değişecek? Fransa’da, Kanada’da Rusya’da tanındı. Bilmediğimiz o kadar çok yerde tanındı ki. Real politikayı etkileyen bir durum yok. Hatırlarsanız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, soykırım denilmesiyle ilgili davayı reddederken ‘Soykırım ispatlanması zor bir durumdur. Dolayısıyla burada bazı şüpheler olabilir’ gibi bir bağlamla bunu reddetti. Ben inanıyorum ki eğer böyle bir masaya, anlaşmaya oturursak ilişkileri normalleştirmeye geçersek bunun terminolojisinde de anlaşırız biz.

TAZİYE BİR ERMENİ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

İlişkilerin yoluna koyulması denilince ne anlıyorsunuz siz?

Bağımsız bir yol haritası belirleyelim. Sınırları mı açacağız, aynı diplomatik dili mi kullanacağız, Karabağ’a da bakalım nedir ne oluyor diye. Ben Ermenistan’la bu işi konuşuyor olursam ABD’deki kimseye bu konuda laf düşmez. Korkmamak lazım. Ben başbakanın bu çıkışındaki, açıklamasındaki en önemsediğim noktalardan bir tanesi ‘başsağlığı’ demesidir. Başsağlığı dilemek bir Anadolu kültürüdür. Acınızı paylaşıyorum demek bir Anadolulu için soykırım denilmesinden daha önemlidir. Ermeniler de Anadolu’dan gelmedir. Diasporada falan gördüğünüz Ermenilerin çoğunun kökleri buradadır. Bu anlamda ele alırsak bu başsağlığının aslında bir son değil bir başlangıç olduğunu anlamaya başladığımızı, bir takım şeyleri konuşacağımızı ifade eden bir başlangıçtır.

Siz aynı zamanda deniz taşımacılığı yapıyorsunuz ve uluslararası ticaretin içindesiniz. Bugünkü fiili ticaret hacmi TÜİK verilerinden mi ibaret?

Gürcistan üzerinden yıllık 350 milyon dolarlık bir ihracatımız var. Sınırlar açıldığında bu en az bir buçuk milyar dolar seviyesine çıkar. Sınırlar açıldığında bunun en büyük yararı sınır bölgesine olacak aslında. İstanbul’dan daha çok Doğu illerine yarayacak.

Soykırım meselesi?

Dünya üzerinde bir Türk ile bir Ermeni bir yerde karşılaştığında bir numaralı gündem budur. Hele hele uzun zamandır birbirlerini görmemiş toplumlar oldukları için şunu anladım ben: Ermeniler bütün hayatları boyunca ‘Soykırım’ı okumuşlar yazmışlar, eğitimlerini böyle almışlar. Bizim bunların hepsini bildiğimizi ve inkar ettiğimizi düşünüyorlar.

Erivan’daki bir Ermeni’nin talebi nedir?

Onlar ne istiyor biliyor musunuz? Şu cümle: ‘Biz Anadolu’da binlerce yıldır birlikte yaşıyorduk. Sonra bizi oradan attınız. Bizim de bir zamanlar orada olduğumuz kabul edin. Buna hürmet gösterin.’ Tek istekleri bu. Los Angeles’teki Sir Diaspora Ermenisinin Muş’a gelip dedesinin köyünde yaşayacağını da zannetmiyorum. Ama oraya gelip eski köyünün kilisesini ziyaret etmek istiyor. Bu insanlar eski evlerinin önünde hüngür hüngür ağlıyorlar.

ESKİSİ GİBİ OLMADIĞINI ANLATMALIYIZ

Bir tazminat ve hak talebi gelirse?

2001’de Türkiye Ermenistan Barışma Komisyonu ismiyle bir komisyon kurularak üzerinde çalışılmıştı bunun. Sonuç şuydu: ‘Tamam bu tanımlamaya koyarsak bu bir soykırımdır. Ama zamanı geriye döndürüp de toprak temini ya da tazminat temininde bulunulmayacak.’ İki tarafın da bunu kabul edildiği beyan edilmedi ama kurum bu sonuca ulaştı. Türkiye böyle bir anlaşmaya bile gerek kalmadan vakıf arazilerini zaten geri verdi. Sadece Ermenilere değil Rumlara da. Türkiye değişti. Artık o eski kalıplaşmış Türkiye değil. Bizim biraz da bunu anlatabilmemiz ve bu konuda inandırıcı olmamız lazım.

Yıllardır bu meselenin içinde biri olarak diasporaya bakınca ne görüyorsunuz?

Bir kere diaspora dediğimiz kişiler kurumlar bildiğiniz bizim Anadolulular. Kayserililer var, Tokatlılar var, Ağrılılar var Mardinliler var. Tıpkı bizdeki gibi Kayserililer, Kayserililerle birlikte yaşıyor, iş yapıyor. Tokatlılar, Tokatlılarla… Diaspora içinde de İstanbullular Kayserilileri pek sevmiyor mesela. Anadolu’da ne varsa Paris’te de New York’ta da diaspora içinde aynısı devam ediyor. Ermeni lobisinin önde gelen isimlerinden ve aslen Kayserili olan bir dostumuzu kardeşim Kaan, New York’taki 29 Ekim resepsiyonuna getirmişti. Orada Cumhurbaşkanı Gül ile yaptıkları Kayseri sohbetini görmeliydiniz. Tabii diaspora içinde yüzde 15’lik radikal bir kesim var. Onlar için zaman, büyükannelerinin büyükbabalarının anlattığı haliyle donmuş gibi. Ama konuşmak bu soğukluğu da çözer.

Türkiye için lobi yapabilirler

Siz bu durumda kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bu meseleye benim girişim de tamamen tesadüf. Ama tanıdıkça şunu gördüm bu iki insan topluluğu çok benziyorlar. Bu iki topluluk dünyanın her yerinde çok büyük bir sinerji yaratabilecek bir topluluk. Biz Türkler üretiriz. Bana şu telefonu gösterin ben bunu bir şekilde üretirim. Ermenilerin işi de satmak. Onlar da bunu çok iyi yapıyorlar. Bu dostluğun iki tarafa da büyük avantaj getireceğine inanıyorum. Diaspora bile Türkiye için lobi yapar hale gelebilir.

ANADOLULU GİBİ TEPKİ VERİYORLAR

‘Bir udi getirdim İstanbul’a. Richard Avedis Sagopyan. Amerika’da doğmuş 70 yaşlarındaydı. Babası Erzurumlu annesi Maraşlıydı. Bir sabah kahvaltı için aldım, sinirliydi. Hayırdır dedim ‘Televizyon seyrettim sabah, Bar oynuyorlardı Dadaşlar. Bar başı kadın olmuş. Dünyanın sonu demek, kadının arkasından gidiyorlar’ dedi. Dedesinden böyle öğrenmiş. Tıpkı bir Anadolulu gibi tepki gösteriyor. Onlar bu topraklara düşmanlık beslemiyor, bu toprakları seviyorlar.

 

Türk Ermeni İş Geliştirme Konseyi’ni 17 yıl önce kurdunuz. Bu 17 yılda neler gördünüz?

2001’de Türkiye’ye Ermeniler için hac seyahati düzenledik. Harput’ta bir gazeteci, ‘şurada bir teyze var, ağlıyor’ dedi. Kaldırıma oturmuş ağlıyor. ‘Ben burayı tanıdım burası bizim evdi. En son beş yaşında buradan giderken gördüm. Buraya bir daha döneceğimi hayal bile edemezdim’ dedi. Diasporadaki sert denilen kişilerle buluşuyoruz. Elimizi uzattığınızda ‘sizin elinizde benim dedemin kanı var’ diyorlar. Çok havada kaldı elim. Önce nerede buluşacağınız noktasında anlaşamıyorsunuz. Onlar Ermeni restoranına gidelim diyor, biz Türk. Ortada Lübnan restoranında buluşuyoruz. Diyalog ilerledikçe o elinizi tutmayan Ermeni dostunuz oluyor. Hesap geldiğinde, ‘Allah aşkına ben ödeyeceğim’ deniyor. Ne kadar yemek yerseniz yiyin ‘Allah aşkına ben ödeyeceğim’ diyen bir Amerikalı bulamazsınız. Amerikalılar bizi anlayamaz, meselemizi çözemez.

ERMENİLER TÜRKÇE KONUŞUYOR

Türkçe konuşan 7 milyon Ermeni var yurtdışında. ABD’de yeni nesilin ‘Dedemin konuştuğu tek dil Türkçeydi, ondan öğrendim’ diyen çocukları var. Aynı dili konuşmak başka kapılar açar. Malatya’da kuru kayısı üreten bir müşterim için Arjantin’e telefon ettim. Arjantin’deki Ermeni ile Türkçe konuşturdum onları. Türkçe olarak anlaşıp, iş yaptılar. Türkçe konuşan bu insanları kaybetmeyelim. Bu önemli.

Karabağ sorununu konuşarak çözebiliriz

Azerbaycan’la ilişkiler ve Karabağ meselesi gündeme gelecek. Bu elimizi bağlamıyor mu?

Yani keşke biz sınırı kapattığımız için Azerbaycan işgal edilen toprakları geri alabilse ben bu konuda rahat olacağım. Ama biz 1994’te kapatmışız sınırı bugün 2014. Biz 20 yıldır burayı kapalı tuttuk diye Azerbaycan’ın eline hiçbir şey geçmedi. Demek ki başka bir şey yapmak lazım. Maalesef bu Karabağ meselesinde Azerbaycan ile ortak politika izlediğimiz için Ermenistan ile konuşamıyoruz. Böyle bir durumda Türkiye’nin Karabağ konusunda arabulucu rolüne soyunması da imkansız hale geliyor. Bir tarafla konuşmazsanız diğer tarafla da çok dostsanız hiçbir şey yapamıyorsunuz.

Ermenistan’da ilişkili olduğunuz kişi ve kurumlar tüm bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyor?

Sarkisyan’ın ‘Türkiye halkı ile bir problemimiz yok ve bütün bu olayları tek bir güne ve kelimeye bağlamak olanaksızdır’ şeklindeki açıklamaları çok önemliydi. Bu da biraz karşılıklı görüşmeye açığız gibi bir mesaj olarak ben algıladım. Diğer yandan Türkiye’nin artık bir şeyi yapacağım dediği zaman yaptığını göstermeye başladı. Dünyaya geçen yıllarda yavaş yavaş bu mesajı verdi Türkiye. Bundan sonraki çalışmamız bence Ermenistan’ın da buna yanıt vermesi şeklinde olmalı. Masaya oturup artık bu işi çözmemiz lazım. O noktaya geliyoruz. Gerekirse diplomatik ilişki kuralım. İki tarafı da rahatlatacaktır ve bir ilerleme sağlayacaktır. Öte yandan Türkiye’nin Azerbaycan’ın haklarını Ankara’dan savunmak yerine bunu Erivan’daki büyükelçilikten yapması daha etkilidir. Biraz öyle bakıyorum.

Noyan Soyak kimdir?

Noyan Soyak, Türk-Ermeni ilişkileri konusunda her iki tarafı da yakından tanıyan isimlerin başında. Soyak, Türk- Ermeni İş Geliştirme Konseyi Başkan Yardımcısı. İsminin Noyan olması nedeniyle Ermeni zannedilmesine tebessüm eden Soyak, babası Malatya Arapkirli asıllı annesi Mudanyalı bir Türk olduğunun altını çiziyor. Soyak, Ermenistan Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (UMBA) Turkiye Daimi Temsilciliği görevini yürütüyor

Yeni şafak

Copyright © 2017 Tabdc.Org Sitemizdeki İçeriklerin Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz Kullanılamaz. Akgün Medya

Scroll to top